Evde’ki Ses

Soğuk bir sonbahar geçesiydi, babam yine evin içinde deli gibi esip gürlüyordu. Babam annemle kavga etmek için sürekli bahane üretip duruyor sürekli birşeyler için anneme bağırıyordu. Yemeği beğenmiyor kızıyor, koltukların düzenini beğenmeyip bağırıyor, Çayı beğeniyor bağırıyordu.babam adeta annemle kavga etmek için bahane arıyordu. Belli ki babam yine gününde değildi. Sakince oturup televizyon izleyen bizlere bile arada bağırıyordu. Ama aradan bir iki saat geçtikten sonra hiç birşeyler olmamış gibi davranıyordu. Aslında babam iyi birisiydi ama arada kendisini kaybediyor başta annem olmak üzere sonra bize sonra hayata karşı küfürler savurup duruyordu. Sebebini bilmediğimiz birşekilde hergün farklı bir ruh haliyle geliyor annemle tartışıyordu. Artık annemde bıkmış olacak ki annem’de babama tepki vermeye başladı. Işler bizim evde kötü olmaya başlamıştı. Artık alışmıştık ben ve kız kardeşim. Hiç birşey söylemiyorduk kavgalarına karışmıyorduk. Bağırışları o kadar şiddetli olmaya başlamıştı ki komşular bile rahatsız olmaya başlamıştı. Ev sahibimiz pakize teyze durumdan rahatsız olup babamı bir kenara çekip konuşmuştu ama bir faydası olmamıştı. Pakize teyze atmışbeş yaşlarında uzun boylu kalıplı bir kadındı derin ve koyu yeşil gözleriyle insanın içini ısıtan bir bakışı vardı. Bazen bize bir anne şevkatiyle davranır bizi sarılıp öperdi. Aile içinde göremediğimiz sıçaklığı pakize teyze bize tattırırdı.Velhasılkelam pakize teyze’nin babamla konuşmasıda birşeyi değiştirmemişti. Babam her geçen gün daha agresif davranıyor dişlerinden kan damlayan bir ejderhaya benziyordu. Artık saldırganlığı artmıştı ve evdeki bazı eşyaları kırmaya başlamıştı. Annemin işte olduğu zaman babam gayet sakin bize hiç olmadığı kadar sakin davranan bize sıçak davranan bir adam oluyordu. Hatta bizimle ilgileniyor mükemmel rol model baba oluyordu. Evde’ki bu karışık duygu bizede yansıyordu benim zaten boktan olan derslerim dahada kötü olmaya başlamıştı. Oysaki kız kardeşimin süper olan dersleri son yaşanan olayların üzerine git gide kötü olmaya başlamıştı. Okulda öğretmenler dışarıda akrabalar durumun farkına varmaya başlamışlardı. Okulda öğretmenlerimin sokakta arkadaşlarım ve akrabaların sürekli sorularına maruz kalmaktan sıkılmıştım. Hepsi ayrı ayrı sorular soruyor beni sıkıştırıyorlardı. Hepsine ayrı bir bahane anlatmaktan çok sıkılmıştım. Hepsinin gözü üzerimde adeta avının yorulup uykuya yatmasını bekleyen avcılar gibiydiler. Bir defa gerçeği anlatsam adeta kara leke gibi etrafa yayılacak hissine kapılıyordum. En samimi olduğum çocuklara bile gerçekten bahsetmek istemiyordum. Günler günleri kovalıyor bizim evdeki gürültülü ve sesli hali her akşam tekrar ediyordu. Kız kardeşimle ben artık hiç bir tepki vermiyorduk. Annem’le babam kavga ederken biz odamızda televizyon izliyorduk. Artık rutine bağlamıştı bizim evdeki sesler. Dedemler, amcalar, dayımlar olayın farkındaydı ama kimse müdehale etmek istemiyordu. Öyle ya bizim toplumda evli çiftlerin ilişkilerine karışılmazdı ayıptı. Bir gün bizim ev sessizliğe gömüldü, kimse kimseyle kavga etmiyordu herşey eski haline dünmüş gibiydi tek farkla babam artık eve geç gelmeye başlamıştı. Sürekli gecenin en karanlık zamanında geliyor biz uyanmadan gitmiş oluyordu. Biz çocuk halimizle herşeyin iyiye gittiğini düşünmeye başlamıştık. Seviniyorduk evimizde artık kavga, bağırış çağırış olmamaya başlamıştı. Bizde normal aileler gibi olmaya başlamıştık. Tek farkla artık babamı daha az görüyorduk annemde işten arta kalan zamanlarda hiç konuşmuyor sürekli sigara içiyordu. Annem gerekli gereksiz ağlıyordu televizyonda izlediği bir filmde veya dinlediği bir şarkıda. Şarkılara ve filmlere düşman olmaya başlamıştım. Babam bir hafta sonu eve erkenden geldi Yüzünde hafif bir tebessüm ama hüznünü saklayamdığı gözleriyle. Bize hediyeler almıştı bana playstation kız kardeşime onun boyu kadar oyuncak ayı. Biliyordum umurumuzda değildi hediyeler sadece babamı görmek istiyorduk yaklaşık üç aydır neredeyse sadece nefesini hissediyorduk evde ama kendisini göremiyorduk. Babamı ne kadar özlediğimin farkına varmıştım.babamı görmesemde evde olduğunu bilmek beni rahatlatıyordu. Babam o gün bizi iki yetişkin gibi karşına aldı ve artık bu evde yaşamayacağından bahsetti oysa ki zaten bizimle değildi uzun zamandır. Annemle ayrılacağından bahsediyordu. Kız kardeşim babamın üzerine atlayıp lütfen gitme baba söz derslerime çalışacağım derslerim düzelteceğim diye ağlıyordu. Bilmiyordu ki gitmek isteyen birisi eğer kafasına koymuşsa  gitmeyi hiç arkasına bakmayacağını.

Babam bana baktı bıyıklarını ısırarak sen ne düşünüyorsun dedi kız kardeşime sarılarak onu teselli etmeye çalışırken. Hayatımda ki ilk defa bir cesaret ve kızgınlıkla ne zaman gideceksin dedim. 1 ay daha sizinle kalacağım daha sonra gideceğim dedi. Baktım gözlerine hiç bekleme bir ay daha burada kalma dedim gitmek isteyen adam şimdi gider bir ayı beklemez adam olan hemen gider dedim. Babam ayağa kalktı yüzüme baktı. oysaki sadece on beş yaşında bir çocuktum ama o kadar güçlü hissediyordum ki kendimi dünyada ki bütün yırtıcı ve tehlikeli adamları yenebilirdim. Babam montunu alıp kapıya yöneldi kızkardeşim ayağına yapışmış ağlıyordu. Son kez bana baktı baba dedim siktiri boktan playstation u da al istemiyorum dedim. Oysaki herkes bilir ki bir çocuğun hayalidir playstation ama o zaman nefret etmiştim o makinadan. Sonuçta babam ile annem ayrılmıştı mahkeme velayetimizi anneme vermişti zaten babama verseydide gitmezdim. Annemi yalnız bırakamazdım. Babam ayda bir defa geliyor kız kardeşimle bütün gün vakit geçiriyordu bana da söylemişti ama yüzünü görmek istemiyordum. Kız kardeşimle para gönderiyordu bana bende verdiği bütün paraları kumbaraya atıyordum kız kardeşimin ihtiyaçı olur diye. Gönderdiği bütün hediyeleri ve paraları kabul etmiyordum ve kaç defa beni görmek istemesine rağmen hepsini geri ceviriyordum. Babannem ve dedemle görüşüyor fakat babamla görüşmüyordum. Çocuk aklımla ona ders verdiğimi düşünüyordum. Her ay kızkardeşimi almaya gelen babamı çamdan izliyordum ve her görmemde biraz daha zayıflıyordu. Şakakları beyazlamaya başlamış yüzü düşmüştü. Gittiğine pişman gibiydi ama benim ona kızgınlığım bir türlü bitmiyordu. Hafta sonları mahallemizde bulunan marangoz ethem abini atölyesinde çalışıyordum kendimce para kazanıp güçlü olmaya çalışıyordum. Evin bütün sorumluluğunu üstlenmeye çalışıyordum ama buna ihtiyaçımız yoktu hem annem çalışıyor hemde dedem bütün masraflarımızı karşılıyordu ama ben hiç birisini istemiyordum kendimce birşeyler yapmak istiyordum kimseye muhtaç olmak istemiyordum. Aynı zamanda da derslerime çalışıyor annemi de üzmek istemiyordum. Bizim ev git gide sessizleşmeye başlamıştı. Insanların sinirlerini bozacak kadar sessizdi bizim evimiz. Akşamları annem işten gelip yemek yapıp evi temizledikten sonra yeşil koltukta uzanıp uyumaya çalışıyordu. Annem babamla ayrıldıktan sonra nadiren uyumuştu kendi yatak odasında. Kimse kimseyle konuşmuyordu sadece kız kardeşimin arada ders için soruları dışında. Iyice birbirimizin sesini unutmuş gibiydik. Annem sadece hafta sonra evde oluyor o zamanda binada ki kadınlar gelip sürekli dedi kodu yapıyorlardı. Kız kardeşim dershaneye gidiyor bense ethem abini atölyesinde çalışıyordum. Kimse kimseyi doğru düzgün göremiyordu neredeyse. Anneme sigara kokusundan yaklaşamıyorduk. Çok fazla içmeye başlamıştı bazen gece öksürmekten uyuyamıyorduk. Kız kardeşim annem farkıda olmadan sigaralarını kırıp çöpe atıyordu daha az içsin diye ama annem çantasında her zaman üç paketle dolaşıyordu. Uyku düzenim bozulmuştu doktora gittiğimde imsomnia tanısı koymuşlardı. Yani herkesten daha az uyuyor daha fazla hareket ediyordum. Bu yüzden annem ethem abiyle konuşmuş beni marangozhaneden almıştı. Ethem abi kafa adamdı her zaman yüzümü güldürecek birşeyler bulurdu hem benim durumumu bildiği için bir abi gibi davranıyor. Pikniğe götürüp beni gezdiriyordu. Benim içinde iyi oluyordu hem kafam dağılıyor hemde bana göz kulak oluyordu. Bu durumdan bende memmundum evden çok atölyede vakit geçirmek istiyordum. Hafta sonlarını iple çekiyordum. Ethem abi sırf benim için iznini hafta içine almıştı. Ama annem gelip konuşunca benimle artık çalışmak istemediğini ona yük olduğumu derslerimin daha önemli olduğunu falan söyledi. Size tavsiyem on beş yaşındaki bir çocuğun hayatta zevk aldığı şeyleri engellemeyin bırakın neyden mutlu oluyorsa onu yapsın. Neyse konumuz dönelim. Bizimkiler beni alıp eve otutturmanın peşindeydi. Evde patlamak üzereydim haftanın bir günü psikolog kuzenim gelip saçma sapan sorular soruyordu. Benim onu dinlediğim pek söylenemezdi o sırada yerdeki halının desenlerini incelerdim benim aklım fikrim ethem abiyle beraber olmak işime tekrar geri dönmekti ama olmadı ben bir daha ethem abinin marangoz hanesinde çalışamadım.önündende geçmedim bir daha çünkü ethem abi beni görünce yüzünü çeviriyordu gözlerini kaçırıyordu benden. Çok sıkılıyordum herşeyden annemden gizli gizli sigaralarını araklamaya başlamıştım.

lk içtiğim sigaramı hatırlıyorum gözlerimden yaş gelmişti, babam giderken bile bu kadar ağlamamıştım. Iyi geliyordu, uykusuzluğumu ve içimdeki ağrıyı unutmamı sağlıyordu. Oysaki sadece onbeş yaşında bir çocuktum ben.

 

Herkes beni anladığını iddia edip duruyor çevremde ama  hiç kimse bir boktan çakmıyordu. Yine bir gün babamı gördüm bizim evin önünde benimle konuşmak için bekliyordu. Yarım saat sokağın başında bekledim gitmesini ama gitmedi, bende onu izledim ne kadar özlediğimin farkına vardım ama sinirliydim öfkem vardı. Beni görünce sokağın başında ayağa kalktı bana doğru gelmeye başlamıştı. Öfkem vardı ona sarılamaz konuşamazdım. Oğlum dedi ağzının içinde sessizce, birşey söylemedim yüzüme baktı ben yürümeye devam ettim. Oğlum dur dedi biraz konuşalım hiç birşey söylemedim yürümeye devam ettim bari konuşmasanda benimle otur iki dakika yüzüne bakayım dedi. Hiç birşey söylemedim yüzüne bakmadan yürümeye devam ettim. Anahtarımla dış kapıyı açtım. Babam bağırmaya devam ediyordu oğlum seni çok seviyorum seni çok özledim diye. Kapıyı yüzüne kapattım merdivenlerden koşarak çıktım. Evin kapısın gelip oturdum ağlamak istiyordum boğazıma yumruk oturmuştu. Dokunsalar ağlayacaktım. Babamın nefesini dış kapıda hissediyordum. Adımı söylüyordu seni seviyorum çok özledim diyordu ama ona öfkeliydim ,kızgındım ,kırgındım sarılıp öpemezdim. Oysa ki ne kadar çok isterdim tekrar baba demek tekrar sarılmak ama yapmadım yapamadım. Öfkem engel olmuştu bana. Eve gelip annemden aşırdığım sigaralardan birini yakıp gözlerim yaşara yaşara içtim sigarayı yoksa oturup saatlerce ağlayacaktım çünkü. Akşam Annem geldi rutin bir şekilde evdeki işlerini bitirdi, salona gelip uzun bir zaman sonra bana bakıp ne yapıyorsun oğlum dedi. Iyiyim anne dedim. Bugün baban gelmiş neden konuşmadın dedi cevap vermedim. Annem; oğlum o adam senin baban konuş görüş dedi. Ben hiç birşey söylemedim. Aslında annemde babamda yaptıklarından pişmanlardı ama geri dönülmez bir yola girmişlerdi istese tekrar başlayabilirerdi ama nasıl kırılan bir vazo yapıştırıldığında eskisi gibi olmayacaksa onlarında ilişkileri eskisi gibi olmayacaktı yada ben öyle düşünüyordum. Isteseler ayrılmadan önce herşeyi düzeltebilirlerdi ama onlar vazgeçmeyi seçtiler belkide onlara bunun için kırgındım. Bir birlerini düzeltmek yerine mutlu olmaya çalışsalardı belkide çok mutlu bir aile olacaktık. O gece kimse konuşmadı. Sadece yatarken kız kardeşim abi biliyormusun dedi ben evdeki sesi özledim dedi keşke babam geri dönse dedi. Sustum zaten istesemde konuşamazdım. Gözlerim doldu ağlmak istedim istersen yorganıma sor ama ağlayamadım öfkem engel oldu sıktım kendimi. Bir süre babamın hasta olduğunu duydum. Annem bize tekrar babamla barışmak istediğin söyledi kız kardeşim sevinçten çığlık atıyordu. Bense hiç birşey söylemedim. annem hiç olmadığı kadar gözlerimin içine baktı. Ben hiç birşey söylemedim babam tekrar eve döndü ama ben bir daha hiç konuşmadım. Onlar tekrar eski günlerine dönmüştü evde gülmeler konuşmalar tekrar evi dolduruyordu. Odadan çıkmıyor onlar gülüp konuştukça sürekli küfür ediyordum. Bir zaman sonra babam hasta olup yatağa düştü. Annem işi bıraktı babamın bakımıyla ilgileniyordu. Okuldan arta kalan zamanlarda parklarda internet kafelerde zaman geçiriyor eve geçmek istemiyordum. Bir gün babamın hastasneye kaldırdıklarını öğrendim. Apar topar hastaneye gittim. Hastanede herkes toplanmış birşeyler fısıldaşlıyordu beni görünce sustular annem ağlıyordu bir tarafta, beni görünce hıçkırıklara boğularak ağlamaya başladı çok paraya ihyitacımız var  oğlum dedi. Annemin çaresizlik içinde ağladığını ilk o zaman gördüm. Çıkıp hastaneden eve doğru koşmaya başladım. Babamın kız kardeşime verdiği paraları koyduğum kumbarayı kırıp içindeki paraları aldım. Tekrar hastaneye koşmaya başladım. Hastaneye gittiğimde herkes kendini paralıyordu. Anladım babamın öldüğünü  elimde paralarla yere kapaklandığımı hatırlıyorum. Babamın ağzından çıkan son söz oğlum olmuş. Ama ben yanında yoktum. Yıllar sonra anladım öfkeme engel olmam gerektiğini keşke son bir defa babama sarılmam gerektiğini. Içimde hep ukte kaldı hep, acaba babam benim yüzümden mi öldü diye. Hala rüyalarıma giriyor sarılıp konuşuyoruz. Benimle konuşurken gözlerinin için gülüyor. Bense babamı görebileceğim tek yer rüyalar artık. O yüzden size tavsiyem eğer hala hayattaysa babanız bırakın sizi kırsın bırakın üzsün, gidip beş dakika sonra sarılın yatışır diner öfkesi. babadır o, olmazsa olmaz. Artık sigarayı fazla içiyorum oğlumun gözünün içine bakıyorum bir daha baba desin diye. Şimdi babamı daha iyi anlıyorum keşke yaşarken söyleseydim. Diyebilseydim ki öfkeli bile olsam ‘seni seviyorum lan baba ‘. Ama diyemedim. Ünlü kadıköy düşünürü kaan çaydamlı her ne kadar ‘babalarımızı affedersek geriye ne kalır’ demiş olsa da babalarımızı affedelim. Zaten geriye birşey kalmasada olur.

 

Gidip sarılın babanıza…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website